BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU GENİŞ REHBER

Akıllı Ölçekler ile Psikometri Birimlerine Özel Uygulamalar

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU GENİŞ REHBER

Bordeline kişilik bozukluğu bulunan bireyler çoğunlukla uzun süreli ruh sağlığı hizmetine ihtiyaç duyar ve psikiyatri başvurularının 20%’sini oluştururlar. Borderline (sınırda) kişilik bozukluğu, genç erişkinlik döneminde başlayan, kişilerle olan ilişkilerde, kendilik algısında ve duygulanımda tutarsızlıklar ve ani dürtüsel davranışlarla karakterize bir psikiyatrik bozukluktur.

Borderline kişilik bozukluğu genel popülasyonda %2, ayaktan hasta izleme birimlerinde %10 ve yatan hastalarda %20 oranında görülmekte, kişilik bozuklukları içinde oranı %30 ile %60 arasında değişmektedir. Kadınlarda erkeklerden üç kat fazla oranda görülmektedir.

BKB görülen kişiler, duygularını düzenlemede ve dürtülerini kontrol etmede zorlanırlar. Çoğunlukla dürtü ve duygularını hem uygunsuz öfke gösterileri hem de kendilerini yaralamak veya intihar davranışı şeklinde dışa vururlar.  Kendilerini yaralamaları çoğunlukla intihar davranışı olmamasına  rağmen, BKB hastalarının önemli bir bölümü intihar yoluyla ölür. Hastalık sırasında ortaya çıkan özkıyım nedeniyle ölüm oranının %6.7-8.5 arasında değiştiği bildirilmektedir.

BKB’li kişilerde depresyon ve anksiyete/kaygı yaygındır ve pek çoğunun bağımlılık sorunu vardır.

“ZOR HASTA” OLMAK

Türkiye’de yapılan ve 81 kişinin katıldığı bir araştırmada (Eren 2006), psikiyatri çalışanlarının %69.1’i, en zorlandıkları hasta grubunun kişilik bozukluğu olan hastalar olduğunu belirtmişlerdir.

Çalışanların, %32.1’i hastalara karşı kızgınlık, öfke ve nefret gibi olumsuz duygular hissettiklerini iletmişlerdir. Bu araştırma sonuçları, çalışanların %26.1’inin hasta ile aralarındaki sınırları korumak için, en başından itibaren otoriter ve kontrollü davrandığını, %69.1’inin kişilik bozukluğu tanısı almış bir hastanın tedavi ve bakımını üstlenmek istemediğini, %65.4’ünün kişilik bozukluğu gösteren hastalarla çalışırken daha deneyimli bir meslektaşına danışma gereksinimi duyduğunu ortaya koymuştur.

Hastada ortaya çıkan belirtiler, zincirleme olarak bireyin tüm işlevlerini olumsuz etkilemektedir. Hastadaki dürtü kontrol bozukluğu, kendine zarar verme ve intihar girişimlerine, kişilerarası ilişkilerdeki bozukluk, bağımlılık veya bağlanamamaya, duygu durumundaki yoğunluk, karşıt değerlilik (ambivalans) ve ani değişim ise yalnızlık ve boşluk duygusuna yol açmaktadır.

TANISAL GÜÇLÜKLER

Literatürde, borderline kişilik bozukluğu tanısı koyabilmede çeşitli zorluklar olduğu öne sürülmektedir.(Pope ve ark.1993), borderline hastaların bir kısmı diğer kişilik bozukluklarının tanı ölçütlerini de karşılamaktadır. Borderline hastaların %55’inin şizotipal kişilik bozukluğu, %47’sinin antisosyal kişilik bozukluğu ve %57’sinin de histrionik kişilik bozukluğu tanı ölçütlerini karşıladığı belirtilmektedir. Bordeline kişilik bozukluğunun eskiden şizofreninin “sınır”ı olduğu düşünülürken, şimdi daha çok depresyon gibi duygulanım bozukluklarıyla veya Dikkat Eksikliği/ Hiperaktivite Bozukluğu gibi dürtü kontrol bozukluklarıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir.

BELİRTİLER

Borderline kişilik bozukluğu bulunan bireyler tartışmacı, huzursuz, iğneleyici bir iletişim içinde olma, kumar oynama, aşırı para harcama, aşırı seks yapma ya da aşırı yeme gibi uygunsuz baş etme davranışları gösterebilmekte kronik depresyon ve boşluk duyguları içinde manüplatif intihar girişimlerinde bulunabilmektedirler. Bu hastalarda, özellikle yoğun stres döneminde dissosiyatif belirtiler ve paranoid düşünme biçimi belirgindir. Hastaların benlik algılarındaki belirsizlik, mesleki ve yaşamsal alanda ve değerlerde de belirsizliğe yol açmaktadır.

Borderline kişilik bozukluğu tanısı, DSM-IV-TR’ye göre aşağıdaki tanı ölçütlerinden en az beşinin (veya daha fazlasının) bulunduğu durumlarda konulmaktadır

1-Gerçek ya da hayali bir terk edilmeden kaçınmak için çılgınca çaba harcamak
2- Karşısındakileri aşırı büyütüp, göklere çıkarma ve aşırı değersizleştirip, gözden düşürerek, yerin dibine sokma gibi başkalarına aşırı değer, değersizlik verme ile giden tutarsız ilişkiler.
3- Kimlik karmaşası denilen kendini algılayışında, önem verilen kültürel- ahlaki değer anlayışında değişkenlikler.
4- Kendine zarar verme olasılığı fazla olan, iki ya da daha çok durumda sonunu düşünmeden, aniden yapılan eylemler (aniden çok para harcama, madde kullanımı, hızlı ve tehlikeli araç kullanma, birden aşırı yemek yeme, önceden düşünülmeyen uygunsuz cinsel davranışlar).
5- Yineleyen bir şekilde intihar girişimleri, intihar tehditleri, kendi kendine zarar verme (bıçak, jilet vs. ile kendi cildini kesme, sigara ile kafayı yakma).
6- Duygu durumunda aşırı tepkililiğe bağlı olarak sürekli duygusal değişkenlik hali (saatler içinde değişen sürelerde birbirini izleyen öfkelilik, üzüntü, kaygı, sevinç dönemleri)
7- Kişinin kendisini sürekli olarak boşlukta hissetmesi.
8- Öfkeye hakim olamama (sık sık kavgalara karışma, yüksek sesle hakaret, çığlık atma).
9- Stresle ilişkili, gelip geçici, kendine kötülük yapılacağı düşünceleri ya da dissosiyatif belirtiler.

 

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ

Borderline kişilik bozukluğunun gelişmesinde çok çeşitli etkenler sorumlu tutulmaktadır. Ebeveynlerden ayrılma, evlatlık olma, aile içi şiddete uğrama, aile üyelerinde suç öyküsünün olması, uygunsuz ebeveyn davranışı ve tutumlarıyla büyüme, doğuma ilişkin risk faktörleri (ebeveynlerin 35 yaşından büyük olması, düşük doğum ağırlığı, perinatal komplikasyonlar vb.), birinci dereceden akrabalarda psikiyatrik bozuklukların bulunması (kaygı bozuklukları, depresyon ve intihar eğilimleri) ve çocukluk dönemi istismarları, borderline kişilik gelişmesinde başta gelen risk faktörleridir.

Çocukluk dönemlerinde yetersiz destek görme, ilgi ve disiplinin olmayışına bağlı benlik sınırlarının yeterince belirlenememesi gibi psikodinamik etkenler de risk faktörleri içinde yer almaktadır. Bütün diğer kişilik bozukluklarında olduğu gibi, kalıtım ve çocukluk çağında karşılaşılan örseleyici olaylar, borderline hastalığının oluş nedenleri arasında sayılmaktadır.

BİYOLOJİK ETMENLERİN ROLÜ

Biyolojik yapının BKB’nin çok önemli bir bileşeni olduğu ve bozukluğun hem genetik hem de çevresel faktörlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Son araştırmalar, BKB’ye sahip bireylerin duygu ve dürtü kontrolünden sorumlu nörotransmitterleri arasında dengesizlik olduğunu göstermiştir.  Bu tür bir dengesizliğe sahip bireyler, stresle baş etme yeteneklerini kaybedebilirler.

Biyolojik etmenlerin rolü olsa da borderline kişilik bozukluğu bulunan bireylerin yüzde 50-70 kadarı, çocuklukta cinsel taciz yaşadıklarını bildirmişler, birçoğu geçmişinde sözlü ya da fiziksel tacize maruz kalmıştır. Bir ebeveynin ölümü ya da ebeveynlerin ayrılmasından kaynaklanan erken kayıp veya travmatik ayrılma da oldukça yaygındır.

 

TEDAVİ

Bireysel psikoterapi, grup psikoterapisi, farmakoterapi, bilişsel davranışçı terapi, sanat terapisi ve hipnoterapi gibi tedaviler, borderline kişilik bozukluğunun tedavi ve terapisinde yararlanılacak temel yaklaşımlardandır. Borderline kişilik bozukluğunun başka psikiyatrik bozukluklarla birlikte görüldüğü durumlarda, psikofarmakolojik tedavi mutlaka gerekmektedir. Psikofarmakolojik tedavide antidepresanlar, antipsikotikler ya da duygudurum düzenleyiciler kullanılmaktadır.

TEDAVİ OLMA İSTEĞİ

Borderline kişilik bozukluğunun asıl tedavisi, uzun süreli psikoterapidir. Psikoterapinin amacı, derindeki patolojiyi gidermektir. Bunun için hastanın duygu, düşünce, semptom ve eylemleri arasındaki ilişkinin yorumlanması ve bilinçdışı anlamları keşfedilmelidir. Psikoterapide ilişkinin sınırlarının iyi belirlenmesi, kuralların açık olması terapinin başarısı açısından son derece önemlidir. Tedavide önemli olan bir diğer konu, hastanın tedavi sürecine uyum sağlayabilmesi ve iyileşme konusunda yeterli motivasyona sahip olmasıdır. Kişi iyileşmeyi ne kadar isterse iyileşme süreci o oranda hızlanmaktadır.

HASTANEYE YATIŞ GEREKTİREN DURUMLAR

Borderline hastalar ayaktan ya da hastaneye yatırılarak tedavi edilmektedir. Hastaneye yatış kriterleri, hastanın çok sık kriz yaşaması, dürtü kontrol bozukluğu nedeniyle kendine zarar vermesi, intihar girişiminde bulunması, rastgele cinsel ilişki kurması ve bağımlılık yapan maddeleri kullanmasıdır.

Ancak, yatarak tedavide hastaların duygu durumlarındaki dalgalanmalar ve kişilerarası ilişkilerindeki dengesizlikler tedavi sürecini olumsuz etkilemektedir. Örneğin, hastalar insanları bağlanılacak ya da nefret edilecek olmak üzere iki kategoriye ayırmaları nedeniyle tedavi ekibinden yararlanamamakta, yatan diğer hastalarla ilişkilerinde güçlük yaşamakta ve yatış sürecini olumlu kullanamamaktadırlar. Hastane yatışının hastadaki karmaşık belirti ve sorunların ele alınmasında etkili olabilmesi için, uzun süreli bir yatış olması ve bireyin gelişmiş bir ruh sağlığı merkezinde tedavi görmesi önerilmektedir.

ÇİFT VE AİLE TERAPİSİ

Çift terapisi, BKB belirtilerini arttırabilecek olan evlilik çatışması ve stresi azaltmak için çiftin ilişkisini düzeltmeyi amaçlar. Aile Terapisi veya Aile Eğitimi ise aile içi iletişimi ve sorun çözümlerini geliştirmek ve aile üyelerine sevdikleri kişinin sıkıntılarıyla başa çıkmak için destek sunmak yönünde aile üyelerini eğitir.

İLETİŞİM VE RİSKLİ DAVRANIŞLARDA MÜDAHALE

Bordeline kişilik bozukluğuna sahip bir yakınınız varsa, öncelikli olarak mutlaka psikiyatrik yardım alması yönünde desteklenmelidir. Borderline hastaların dürtüsel davranmaları, kendine ve başkalarına zarar verme girişimlerinin sık olması nedeniyle öncelik, çevre güvenliğinin ve tedavinin sağlanmasıdır. İntihara yönelik düşünce ve davranışları önemsenmeli ve göz ardı edilmemelidir.

Hastanın yakınları genellikle kendini suçlu hisseder. Şüpheleri vardır, hastalığın kötüye gitmesinin ve kişinin kendine zarar vermesinin sorumlusu kendileriymiş gibi hissederler. Borderline kişilik bozukluğundan muzdarip kişiler acımasız ve mantıksız şeyler söyleyebilir. Terk edilmekten ve dışlanmaktan korktukları için öfke atakları geçirerek ve sözlü tacizde bulunarak patlama yaşarlar. Kişiler arası sağlıklı iletişimin kurulması, borderline bireyin duygularını dile getirmesine olanak sağlanması ve teşvik edilmesi önemlidir. Yaşadıkları paronoid düşünce ve korkuları ifade etmeleri, diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmaları  ve sınırların sağlıklı oluşturulması konusunda desteklenmelidirler. Bu durumda psikoterapi oldukça değerlidir. Tehditkar davranışlarda bulunmak, ültimatom vermek, kötü davranışları tolere etmek bulguların kötüleşmesine neden olabilir. Bordeline kişilik bozukluğuna yönelik tedavi gören bir bireyin uzmanı ile iletişim ve işbirliği içinde olmak, tedavinin etkinliğini arttırarak, kişinin yakınlarının yaşayabileceği tükenmişlik, çaresizlik, değersizlik ve stres duyguları ile baş etmesine yardımcı olur.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir